Ben Benim 2021-03-29T20:13:58+00:00

Ben Benim 2015 Destek Yayınları

Eline aldığın bu kitaba göz atarken, muhtemelen sana hitap edecek birkaç kelime, seni anlatan bir cümle, yani işin gerçeği, kendini arıyorsun. Kim olduğunu biliyorsan bu kitaba ihtiyacın yok. Ancak ben kimim, burada ne arıyorum ve yapmam gereken nedir sorularına cevap bekliyorsan, belki bu kitapta kendini bulacak ya da bu kitabı kendin yazdın zannedeceksin. Muhtemelen de bu kitabı sen yazdın henüz haberin yok. Çünkü bu kitap seni anlatıyor. Hayatını okuyacaksın.

Sen sensin ve ben benim. Aynı zamanda da sen bensin, ben de senim. Kendin olmanın zorluğunu hepimiz biliyoruz. İçsel yuvaya yolculukta, Öz’ümüzde kendimizi ararken, nerede nasıl bulacağımız hakkında kafamızda pek çok soru oluşuyor. Bana veya bir başkasına bakıp da imrenen olursa şayet, şu soruma cevap versin: Ben henüz ben olamadıysam, henüz kendimi bulamadıysam, sen nasıl ben olacak veya O’nu nasıl bulacaksın?

Düşünmeye değer olan şudur: Zaten bir gün yok olacaksam, neden ben, kendim olmadan yok olayım?

Kim olduğunu gerçekten bilmek gerçek Kim olmadığını hatırlayıp anlamaktır.

Kabullenmesi zor olan zorun kabulüdür.

Varlığının bir katkısı olmayanın yokluğu da fark edilmez…

Gerçeği görmek istemeyen yalanların içine dalar, Nur’u aramayan karanlıkta kalır, hakikate ulaşmayansa sahteliğin içinde yaşar…

Dışarıya doğru inşa ettiğin sağlam kalenin fatihi, içeriye doğru inşa ettiğin sapasağlam mabedin de zahidi olmayı öğreneceksin.

Allah için düşün, Allah adına davran, Allah adına konuş, Allah için dinle ve Allah’ın gözüyle olan biteni izle.

Kendini tanıyıp, okumaya başlamak, hayat alfabesini anlamanın anahtarıdır.

Kontrolsüz aklı senden başka herkes yönetir.

Cahilliğini bilmek bilgeliktir.

Karanlık aydınlığın yüzkarasıdır cehalette bilginin gölgesidir.

Kimine gece aydınlıktır kimine de gündüz kara.

Sahiplenmeye çalıştığın herkesin ve her şeyin esiri olursun.

Çoğu zaman hayatlarımızı yaşarken başımıza gelen olaylara anlam yüklemeye çalışır, zorlanırız ve bunu beceremeyince de şikâyet etmeye başlarız. Hemen ardından insan olmak meziyet değil eziyettir zihnine sığınırız. Dünyamızda yaşayan, yaklaşık yedi milyar kişiden, her birinin, değişik parmak izi ve farklı düşünce tarzı vardır. Söz konusu hayatın anlam ve amacı iken yine kişiye özeldir. Hayat her birimiz için farklı anlam taşırken, bu aranıp bulunacak bir anlam mıdır yoksa kendiliğinden mi ortaya çıkacaktır diye de düşündürür. Yine de her birimizin, dünyada varoluş amacı aynı olmalı gibi düşünen yazar, ben kimim, nereden geldim ve nereye gideceğim sorularına cevap arıyor. Eddi Anter bunları bulduğunu düşünürken, şimdi burada yapması gerektiğini Ben Benim adlı romanında araştırıyor. Fakat herkesin, onun buldukları konusunda hemfikir olmasını beklemek, genç bir kuzunun, yaşlı kurt postunu, sırtında taşımasını ümit etmekle eş değerdir diye de devam ediyor. Üstelik bunu siz kendiniz bulmazsanız, bir kıymeti de olmayacaktır. Doğru değil mi?

İnsan olmak yerine bir eşya, bitki hatta bir hayvan olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Anter bu romanında bir insanın kendi Öz’üne yolculuğunda pek çok şeyi sorguluyor ve bazı bulduklarını da okuruyla paylaşıyor. İlk 3 romanı aylarca En Çok Satanlar Listesinde olan Anter’in son 2 romanı da uzun satanlar listesinde yer aldı.

“Elinde olanı görmüyorsan sırrı dışarıda ararsın. Hayat, bana, sırrın ben olduğumu ve cevapların içimde saklı olduğunu öğretti.” Dizelerinin ardından bilinci açık olan kişinin farkındalığa ulaşabileceğine de değiniyor. “Farkındalık zihinsel değil içseldir; varoluşun esasıdır.” dedikten sonra farkına varmak, farkında olmak, farkındalık kelimelerine verilen anlamların hatalı oluşunun kendisini nasıl etkilediğinden söz ediyor.

Kelimeler ve onların yerine göre kullanışları da kişiden kişiye değiştiğinden, araştırmalarında kelimelere yüklediği anlam, tarif ve tanımları silmeye çalışıp ilk hallerini bulmaya gayret etmiş. Ona aktarılan, öğretilenlerden uzaklaşıp orijinallerine ulaşmayı denemiş. Bilmesi gerekenler kendisine bahşedilmeseydi o bunları yine bulur muydu? Sanmıyorum diye cevaplıyor. Bir başkası yazar mıydı? Kesinlikle diye inanıyor.

“Yaptıklarım ve yazdıklarımı kendi bilgi, zihin veya becerime atfetmek ahmaklıktan ötedir. Ben var ya da yok, olması gerekenler oldu ve olmaya da devam edecek. Benim önemim bu kadardır. Keyif aldıklarım, düşünce ve davranışlarım, inanç ve alışkanlıklarım bile benim değildir, bana ait olamaz, beni ben yapamazlar…” Diye de devam ediyor.

Kitabın adı konusunda çok düşündüğünü dile getirirken. “Ben kimim?” ve “Ben benim” ile “Ben buyum” arasında tereddüde düştüğünden söz ediyor.

“Ben kimim başlığı halen arayışın devam ettiğine işaret ediyordu. Doğrudur. Ben benim derken biraz benlik, ego ve kibir içerdiğini fark ettim. Ben buyum ise bir eşya, ne bileyim, bir nesne olabileceğimi hatırlattı bana. Bu soruları da her gün kendime soruyor, kim olduğumu, ne olduğumu hatırlıyor ve Kim olmadığımın gerçeğini de görüyor, anlıyor ve kabulleniyorum. Kendini bilmek, kimseden ayrı bir benliğinin olmadığının bilincine varmaktır. Bahsi geçen, bencillik, benlik ve ben ötesinde Birlik ve beraberliğin oluşumudur. Kendimi tamamen öldürmeden gerçek Kendime ulaşamayacağımı biliyorum. Yine de ben yaşadıkça, nefes aldıkça, ne yazık ki egom da bana eşlik edecektir… Ben kimim dedim ya: Ben buyum. Ben benim işte…” diye sonlandırıyor. İçsel yolculukta Öz’e nasıl ulaşılacağı ve okuyanı nelerin beklediğini romanında anlatan Anter, herkesin Özde Bir olduğunu kendi tespitleriyle ortaya koyuyor. Kendini arayıp, bulmak isteyenler için sade bir dille yazılmış olan roman raflarda yerini aldı.

Gökhan Dem
Kafka Okur

 

 

Yüreğiyle yazıyor, inandıklarını yazıyor, bildiklerini paylaşıyor, hem de korkmadan, beni de her konuda özgür bırakıyor yani “oku ve kararını kendin ver” diyor, samimi çünkü okutmak için değil sahip olduğunu aktarmak için yazıyor, cesur çünkü tüm egolarından kurtulmuş, en önemlisi ise inandırıcı çünkü “O” bu kitabın tam da içinde, her yerinde… Böyle Bir kitap okudum… kişisel gelişim değil, gelişimin yolunu açabilecek bir kitap, yol haritası sunmayan, kendi yol haritamı yapmayı öğreten, bana beni anlatırken diğerlerini de anlatan, hayatı çözumleten, en önemlisi ise ben kimim sorusunu sorduran… Bir kitap okudum… sevme vaktini hatırlatan, Bir olmayı anlatan, Birleşip Bir’lik olma zamanı geldi diyen… Bir kitap okudum… değerli ile değersizi ayırt ettiren, var olan herşeyin yok olduğunu, yoklukta var olunduğunu anlatan… “Hissedin ruhunuzu ve bu bilgiyi kendinize öğretin. Şimdi de o bedenden çıkıp, uçmak ve Birlik haline dönüşü, gelişi, oluşumu, oluşu hayal edin. Huzur hangi halde, nerededir? Yaşamamız gerekenleri sırasıyla yaşayacağız elbet…” diyen Bir kitap okudum… Eddi Anter, sen Ben’i değiştirerek dünyayı değiştireceksin çünkü gelecek nesillerin önünü nasıl açacağını biliyorsun. Insanlara değil insanlığa ulaşmanın yollarını keşfetmişsin. Yolun hep açık olsun ki insanlık senden alabileceği daha çok şeyleri alabilsin. Ve Ben, Ben’in hiçliğini biliyor, Ben’deki “O”nu bulmak için yola düşüyorum…

Şenay Ercan

 

 

Modern dervişin yeni kitabı

Modern dervişi merak ede durun, ben bir 13′ncü yüzyıla götüreyim sizi…

13′üncü yüzyıl… Bana göre büyülü bir yüzyıl…
Yani Milattan Sonra 1201-1300 arasındaki tarih…
Ne olmadı ki bu yüzyılda, ne olmadı ki!..
Edebiyat dünyasının peygamberleri yaşadı bu yüzyılda…
Belki edebiyat dediğim için dar anlama çekecekler. Durun çekmeyin! Edebiyat her şeydir, insanı insan yapan her şey… Edebiyat, edep kökünden gelir. İyi olan, güzel olan, doğru olan, düzgün olan, âhlaklı olan, evrensel olan her şeydir edebiyat. Edebiyat Tanrıdır, dindir, tasavvuftur, toplumdur, tarihtir, sanattır, felsefedir, psikolojidir; dediğim gibi insana dair her şey edebiyattır.

13′üncü yüzyılda edebiyatın peygamberleri yaşamıştır… Hem doğu da hem batı da, ama en çok doğuyla batı arasında bir köprü olan Anadolu da…
13′ncü yüzyılda siyasi olarak dünyanın üzerinden kara bulutlar dolaşmaktaydı. Doğu da Cengiz adlı bir Moğol, kum gibi çok olan ordusuyla zulüm rüzgarları estirmekteydi; kanın, göz yaşının, zorunlu göçün dokunmadığı kimse kalmamıştı. Batı da ise, Kilise orta çağın zirvelerini yaşamaktaydı; sanata, bilime, aydınlığa, adalete ve insanlığa bağnaz anlayışın kementlerini vurmuştu.

Siyasi olarak kötü, edebi olarak da bereketli olan bu yüzyılda; Doğu’da Şems-i Tebrizi, Celaleddin-i Rumi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Hoca Nasrettin, Tapduk Emre gibi isimler; Batı’da ise Dante, Asisli Franchesko (benim ismini bilmediğim daha bir çok isim vardır) gibi isimleri yaşatmıştır felek. Bereketli bir tohum gibi saçmıştır yeryüzüne…

Bu isimler; hem insanlığın, hem de edebiyatın birer peygamberidirler. Aynı zamanda birer derviştirler.
Dervişler, insanlığın ve sevginin birer öğretmenleridir. Dervişler yeryüzünde sevginin, saygının, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün yayıcılarıdır.
En bereketli dönemini 13′üncü yüzyılda görmüştür dünya. Diğer yüzyıllarda az da olsa varlığını sürdürmüştür dervişler.

Gelelim modern dervişimize, 21′nci yüzyıl dervişimize; o benim dostumdur, ama onda bir dervişlik olduğunu anlayabilmek için illaki tanımanıza, dost olmanıza gerek yok; onda bir dervişlik olduğunu kitaplarını okuyarak da sezebilirsiniz. O kim mi? O, Eddi Anter’dir. Dostum, abim, sevgili Eddi’dir o.

*

Eddi Anter’in 2015 Mayıs’ında yeni kitabı çıktı. 6′ncı kitabı…
Kitabın adı: ‘Ben Benim’
Yayımlandığı yayın evi: Destek Yayınları
Sayfa sayısı: 303 sayfa…
Türü: Roman…

Ben Benim…
Metafizik ve ontoloji felsefesi üzerine kendini geliştirmiş bir yazar…
Beş kitabı vardır, ama hiçbiri yayımlanmamıştır.
Bu yazar sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır. Facebook aracılığıyla edindiği arkadaşlarla felsefi ve sorgulayıcı sohbetler, yazışmalar yapmaktadır. Devamlı yazıştığı iki arkadaşı vardır ki, akıl yürütmeleriyle bizim yazarı hayran bırakmaktadır.

Eddi’nin felsefi kurgusu dinlendirecek sizi…
Bir su gibi akacak kelimeler, cümleler, paragraflar…

Eddi’deki dervişliği sezebilmek için bu kitap güzel bir başlangıç. Ardından ‘Kabile’ adlı romanını okuyabilirsiniz.

-Mustafa Yıldırım – 01.07.2015

EL ELE

KARANLIKTA YÜRÜYEN YABANCI

VAKİTSİZ KAYBEDENLER

KEŞMEŞEKER

BEN BENİM

KABİLE

İNKAR

İKİLEM

KUMBARA

LILLY